Can kırıkları can yakıyor…

Can kırıkları dolu şimdi yüreğim….
Kırıldıkça kesiyor etrafını,
kestikçe acıtıyor…
Lâl olma zamanı şimdi yüreğim…
Can kırıkları can yakıyor…
Kurşuni sözler deldi geçti,
Kan revan içinde şimdi yüreğim…
Kanadıkca sarıyorum,sardıkca kanıyor…
Yaralı şimdi pejmurde yüreğim…
Kırk yamalar içinde…
Yaban Gülüm
10 Temmuz 2010

Her yer gece….

Gece gece gece, her yer karanlık her yer gece,
Yüreğim gece, sözlerim gece, gözlerin gece…
Gece sessizliği çökmüş şiirlerim üzerine
Mısralar gece, heceler gece, sayfalar gece…
Hasret en koyu karanlığında gecenin,
Tek bir yıldız yok ışık hüzmesi sızdıracak…
Artık gün doğmuyor bu kente
Günler gece, aylar gece, yıl gece…

Yaban Gülüm
8 Temmuz 2010

Gitme!…yüreğim sende kalır…

Gitme!...
Gitme! yüreğim sende kalır….

Gitme!…

Kanatsız uçulmaz sonsuzluğa,
Kolum kanadım kırılır…

Gitme!...
Yuvasız kuşların mahzunluğu dolar gönlüme,
Gülüşlerim hüzün aralarında kalır….

Gitme!...
Gün doğsada arza, gece çöker üzerime,
Hayallerim ,sevinçlerim karanlıklarda kalır….

Gitme!…
Dindiremez bu acıyı hiç bir teselli,
Sol yanım kanar,yaralarım dermansız kalır…

Gitme!…
Solar gönlümün sevgi çiçekleri,
Sevgiler sensiz boynu bükük kalır….

Gitme!…
Varlığın bu cana ab-ı hayattır,
Gidersen kurur gonca güller cansız kalır….

Gitme!…
Ekmeğim ,aşım, gitme gönüldaşım,
Yüreğim,yüreğim sende kalır….

Yaban Gülüm
20 nisan 2010
10: 05

özlem bir kor ateştir…

 
özlem bir kor misali durur insanın içinde…
ne alevlenir yakar kül eder,
ne söner buz olur ,yok olur gider…
kor misali usul usul yanar durur anıların içinde….
kimseler görmez, bilmez
bir ateştir yanar
bir ateştir yakar
kordur çünkü
sessiz sessiz yakar insanın içini…
uzaktan bilinmez acısı…
hani ne zaman alırsın eline kor ateşi
yakar da elini,
acısını duyarsın tüm damarlarında,
özlem düşünce yüreğine
o zaman anlarsın özlemin acısını…
özlem bir kor ateştir
usul usul yakar canını..
ne alevlenir kül eder
ne söner yok olur gider…
Yaban Gülüm
7 Temmuz 2010

üç nokta….

anlam yükleyemiyorum cümlelerime
sonu üç noktayla biten cümleler hazinesi dolu sandığım…
ne zenginim ne fakir
ne kardayım ne zararda
çözemedim, çözemiyorum
kördüğümlerdeyim ya Rabb….

dolambaçlı yollara düştüm
her girdiğim sokak aynı caddeye çıkıyor
gündüzler gece olmuş
geceler gündüz
yıldızlar güne doğmuş
katran gecesi günlere açılmış kara gözler
düşüncelerimi yitirdim hükümsüzmüdür
satırlarım suskunluğun isyanında
suskunluğum küskünlüğümün son noktasında
noktalar yine sonu gelmez cümleleri anlatıyor
bu cümleler bitmez
işte yine üç nokta….

Yaban Gülüm
7 Temmuz 2010

Lutfedip yüreğime dokunuver ya Rabb….

Yüreğim çığlıkta bense suskunum…
Boğuluyorum düşünceler dehlizinde
Dimağımda feryat eden binbir kelime
Tırmalıyor çığlıkları kulaklarımı
Kurtulamıyorum bu sessiz feryatlardan ya Rabb….

Gözyaşlarımda yıkamak istiyorum
Ruhumun kirini, kalbimin pasını
Islandıkca dağılıyor etrafına
Temizleyemiyorum acizim ya Rabb….

Kirlenmiş ellerimi açıp huzura
Tevbelerimi sunuyorum secdelerde
Muhtacım her an rahmetine affına
Bırakma beni kör kuyularda ya Rabb….

Kurşuni cümlelerde kurşundan sözler
Ondörtlüden kurtulmuşcasına yüreğimi deler
Derman olmaz bu yüreğe Sen’den başkası
Lutfedip yüreğime dokunuver ya Rabb….

Sana geliyorum secdelerin derinliğinde
Sığınıyorum en yaralı hallerimde
Kusurlarımı toplayıp tevbe bohçası içinde
Sunuyorum yüzüm yerde Dergah-ı İzzetine
Yüzüme vurupta kahretme ya Rabb…..

Yaban Gülüm
29 mayıs 2010

Bir bilal vardı..

Bir bilal vardı..

Siyahi köle,yüreği pırıl pırıl inci tanesi…
Asrının siyah gülü…
Çöl sıcağında üzerine taşlar konulan, vücudu yara bere içinde bitkin ama sabırlı,ama imanlı Bilal…
Ehad, Ehad nidalarıyla dağı taşı inleten, gönül dostu Ebabekrin yüreğini eriten Bilal…

Şimdi bizim yüreklerimizin üzerinde Bilal’i ezen taşlar…
Yüreğimiz yara bere içinde…
Dillerimize Ehad sözü yakışmadı belki Bilal kadar …
Bilal misali yürekten dile getiremedik belki ama,
yinede merhametini umuyoruz ey en güzel dostu Peygamberin…
Satın al asra kölelik eden ruhlarımızı ve azat et….

Kurtuldu Bilal geldi Efendimizin yanına…
Bir sevda tutuştu ki içinde dillere destan…
Ayrılmazdı yanından,ağzından çıkacak bir söze bakardı Sevgilinin…
Gözlerinin içine bakıp beklerdi şu sözü…
" oku ey Bilal ,ezanı oku.."
Bilal dururmu bu sözden sonra, yüreğindeki aşkı getirir dile …
Her defasında daha bir şevkle…
Allahu Ekber Allahu Ekber…

Şimdi her ezanı Bilal okurcasına dinlemek düştü payımıza…
Her ezanda Bilal’den bir parça dinledik…
Aşkının dile gelmesini dinledik beş vakit…
Ve biz Sen’in ardında duramadık namaza ama hep bir umutla bekledik..
Bir gün bir ezan sonrası gelirsin diye….

Ve bir gün kahroldu Bilal… Sen gitmiştin yeryüzünden…
Sen’sizlik en çok Bilal’i mi vurmuştu Fatıma’dan sonra…
Nasıl bir acıydı bu…
Gözlerinin içine bakarak nefes alan beden, Sen’sizliğe nasıl tahammül edebilirdi…
Dayanamazdı buna canlar ve dayanamadı Bilal…
Ezan okuyamadı Sen’den sonra…
Adını anmaya bile yetmiyordu takati….
Sen’in gezdiğin yerlerde Sen’siz yaşayamadı Bilal…
Yüreğinin yangınıyla gitti uzaklara…
Bir gün düşünde gördü Seni sitem ediyordun…
"Bizi özlemedin mi ya Bilal neden gelmezsin.."

Bilal yandı, Bilal kavruldu…
Kuş olup uçtu Medine’ye…
Herkes onu bekliyordu Muhammed’li ezanlardan birini dinlemek istercesine…
Başladı Peygamber müezzini ama Sevgilinin adını anamadı düğümlendi boğazı…
Sen’sizliğin acısına dayanamadı, kocaman taşlara dayanan bedeni…
Yığılıverdi oracığa,gözyaşları içinde…
Sevdalı Bilal,siyahi müezzin Bilal…
Şimdi aramızda asrın Bilal’leri var ya Rasulallah…
Tenimiz esmer değil ama ruhlarımız esmer…
Yinede adını anınca düğümlenir boğazlar…
Gözlere yaşlar dolar…
Bilalin sevdasından bir parça taşır yüreklerimiz…
Siyahi ruhlarımıza güneş olup doğarmısın Efendim…
Olurda bir gün bizleride çağırırmısın huzuruna…
Sana Sen’sizlikle yoğrulmuş sevdalar sunduk ,temizle ruhlarımızı ya Rasulallah….
Temizle bizleri ya Rasulallah….

…Yaban Gülüm…
14 mart 2010

son demimde yanına alırmısın Efendim….

Uykusuz gecelere bir yenisini daha ekledim
Seni getirmeyen uykuları ben neyleyim….
Her gece umutla koyarken başımı yastığa
Seni getirmeyen düşleri neyleyim,sabahı neyleyim…..

Yine yolculuk var Sen’li diyarlara….
Sana sevdalı gönüller düştü yola….
Medine,benimse içimde kanayan yara
Sana gelmedikçe bulmayacak deva…..

Yüreğim hep yarım,yüreğim hep yaralı
Sensizlikte hiç tam olamam ki ben
Ay yüzlüm,Hasretim ..
ümitlerim tükeniyor bir bir
Beklemelerim son bulacakmı bir gün
Bitecekmi bu kavuran sürgün..

Gelemedim…yine gelemedim….
Medine yollarına düşemedim….
Bitiyor verilen nefes sayısı…
Ben yine gelemedim Efendim….

Bir avuç toprak istedim Sana gelenlerden
Medine kokulu,Ravza kokulu….
"Dünyadaki herşeyden değerlisin dediğin"
Mekke kokulu….
Mezarımda bana yoldaş olsun diye,Rasul kokulu….
Ben gelemedim Gül kokulum,Gül Efendim…
Bastığın topraklara yüz süremedim…
Hz. Sevban misali özledikce kapına gelemedim….
Özlemimi ,sevdiğimi diyemedim….

Şimdi bir kez daha haykırsam Sana
sevdamı hasretime katıp
Ellerimi Yaradana açıp

son nefesimde gelirmisin Efendim……..
son demimde yanına alırmısın Efendim….

Yaban gülüm (4 mart 2010)

Ben Sustum…..

Sustum….

Söylenecek her söze isyan edercesine…
Suskunluğumu sığınak bilip tükenircesine…
Geceye yasladım başımı ,gece sustu...
Ben sustum….

Kelime fırtınaları vardı oysa dimağımda….
Uzattım elimi tutunamadım kelimeler arasında…
Rüzgara yenik düştüm ,sözlerim sustu...
Ben sustum…

Seni anlatmak istedim kelimeleri toparlayıp…
Cümleler acizliğini fısıldadı usulca kayıp…
Sözlerim lal oldu düğüm düğüm,yüreğim sustu...
Ben sustum….

Hasret volkan misali kavururken can özümü…
Yağmura gizledim gözyaşlarımın ısladığı yüzümü…
Gözlerim dile geldi yağmur yağmur,feryat sustu...
Ben sustum….

Bir kalemim anlatırdı söze dökemediklerimi…
Anladım kağıtla buluşturmanın vakti geldiğini….
Bembeyaz sayfada tek nokta,kalemim sustu...
Ben sustum….

(Yaban Gülüm)
25 şubat 2010…

Dört mevsim birden yaşadığım senin gözlerindir…

 

Dört mevsim birden yaşadığım senin gözlerindir…

 

Gün nasıl doğarken,güneşin ilk ışıkları can katıyorsa hayata;
bir tebessümün öylesine can katıyor canıma…
çiğdemler goncalar güller açıyor gönül bağımda …
Mevsim bahar oluyor…

 


Gözlerinin içinde de varsa o gülücükler,
güneşin paklaklığıyla bakıyorsan yaşama;
yüreğimin üşüyen yanları ısınıyor,
Sevgi açıyor çiçek çiçek…
Mevsim yaz oluyor….

 

Yokluğunda hüzün yağıyor kente,
hüzün yağıyor yüreğime,ıslanıyorum…
Günler sararıyor,düşüyor bir bir ömür ağacından…
yeşertmek için verilen çabalar fayda vermiyor…
Mevsim sonbahar oluyor…

 

Gözlerinde hüzün parçaları varsa eğer…
fırtınalar kopar yüreğimin en ücralarında…
sağa sola savrulur düşünceler…
talan olur,hüsran olur,duman olur…
ayaz vurur tebessüm goncalarını…
Mutluluğa giden yollara kar yağar…
yağmur olur gözyaşları sağnak olur yağar…
Mevsim kış olur….

Yaşamın verdiği en güzel hediyelerden birisin….

Yaban Gülüm..(17-12-09
15-36)
ALYAZMALIM.mp3

Previous Older Entries